Bura, Merkan Aksoydan tarafından yapılmaktadır.
2026—
Reklam yok.
Ücretli üyelik yok.
Ücretli içerik yok.
Bunun yerine bazı yazılar var.
Kaybettiklerimiz var.
Bir de boşluklar.
Bura’da bazı şeylerden hoşlanılmıyor.
Buraya ne zaman geldiğinizin, ne kadar kaldığınızın, hangi cümlede durduğunuzun bilinmemesi iyidir.
Dikkatiniz satılık değildir.
Zaten kimseye ait olmamalı.
İnternette bedava olan pek çok şeyin karşılığı başka bir yerden alınıyor.
Bazen verinizden.
Bazen dikkatinizden.
Bazen de bir başkasının emeğinden.
Başka bir ilişki mümkün mü?
Bura’da neyin daha çok tıklanacağını tahmin edip ona göre yazılmıyor hiçbir şey.
Üstelik bir şey çok okundu diye daha iyi yazılmış olmuyor.
Kimsenin okumadığı bir şey de bu yüzden Bura’da yok olmuyor.
Bura sayıların tarafsız olduğuna pek inanmıyor.
Bir metni biriyle paylaşabilirsiniz.
Bir cümleyi yanınızda götürebilirsiniz.
Geri getirmeniz de gerekmez.
Çok görünenin önemli, çok tıklananın değerli, çok takip edilenin sözünün daha önemli olması Bura’lık değil.
Bura, okurun yalnızca okumasının yeterli olup olmadığından da emin değil.
Okur isterse bir şey bırakabilir.
Bir kayıp bildirebilir.
Bir şey bulabilir.
Bir şeyi eleştirebilir.
Bir şeye itiraz edebilir.
Bir şeyi değiştirebilir.
Bazen bıraktığınız şeyin ne olacağını ben de bilmiyorum.
İyi.
Bura üreten ile tüketen arasındaki çizginin silinmesinden yana.
Çünkü bu ayrım yalnızca burada karşımıza çıkmıyor.
Birilerinin sahip olup başkalarının kullanması,
birilerinin çalışıp başkalarının karar vermesi
dünyanın doğal düzeni sanılıyor.
Ama değil.
İnsanların yalnızca ürettikleriyle, satın aldıklarıyla ya da ne kadar işe yaradıklarıyla ölçülmesi de öyle.
Bura’da yayımlanan yalnızca metin değildir.
Sayfa da yayının parçasıdır.
Boşluk da.
Bağlantı da.
Hata da.
Beklemek de.
Bazen bir bağlantı hiçbir yere çıkamayabilir.
Bu her zaman hata değildir.
Üstelik her gün bir şey yayımlamak gerekmiyor.
Yayımlayacak bir şey yoksa yoktur.
Sessizlik de burada kalabilir.
Bura, sürekli üretmek zorunda olduğumuz fikrinden hoşlanmıyor.
Her gün daha fazlasını yapmak,
daha hızlı yapmak,
daha görünür olmak,
daha fazla insana ulaşmak zorunda değiliz.
Büyümek kendi başına bir amaç değildir.
Bir şeyin büyümemesi onun başarısız olduğu anlamına gelmez.
Bazen aynı yerde kalır.
Bazen küçülür.
O da olur.
Bu yüzden eski bir metni yenisinin altına gömmek için özel bir neden yok.
Bura internette birkaç ay önce yazılmış bir şeyin neden eski sayıldığını da tam anlamış değil.
Bura’da kişisel olan her şeyin açıklanması gerekmez.
Kendimizi sürekli anlatmak, göstermek ve pazarlanabilir bir hikâyeye dönüştürmek zorunda değiliz.
İnsan bir profil değildir.
Hayat da içerik değildir.
Bazı şeyler bir hikâyeye bırakılabilir.
Bazıları bir kayıp formuna.
Bazıları bir gölün kıyısına.
Bazıları yanlışlıkla bulunabilir.
Bazıları bizde kalabilir.
Bura internetten kaçmak için yapılmadı.
İnterneti seviyor aslında.
Bura, bir insanın yaptığı küçücük bir şeyi dünyanın öbür ucundaki başka bir insanın bulabilmesini seviyor.
Bir metnin sahibinden ayrılıp dolaşabilmesini de.
Birbirini hiç tanımayan insanların birbirlerine bir şey bırakabilmesini de.
Sorun internet değil.
İnternetin giderek birkaç büyük şirketin tekeline dönüşmesi.
Nerede duracağımıza, ne göreceğimize, kimi bulacağımıza ve kimin bizi bulabileceğine birkaç merkez karar veriyor.
Değiştirmemiz gereken şeyler var.
Her yere aynı devasa kapılardan girmek zorunda değiliz.
Birbirine açılan küçük kapılar, pencereler olabilir. Üstelik elden ele yöntemi de eskimiş değil.
Bura’nın ölçülmeden, nicelleştirilmeden okunma isteği eleştiri-öz eleştiri ilişkisinden kopması anlamına gelmez. Tam tersine eleştiri-öz eleştiri bizim barutumuz.
İnternet yalnızca tükettiğimiz bir yer değil, birlikte yaptığımız bir yer de olabilir.
Belki eskiden biraz öyleydi.
Belki hiç değildi.
Bilmiyorum.
Burada denenecek.
Olmazsa başka bir şey denenir.
Bura satılık değildir.
Okuru da değildir.
“Paraya ne çevrilmez onun peşindeyiz.”
— Behçet Necatigil